Uzay’ın Sağlık Riskleri Neler? Bilim İnsanları Şu Ana Kadar Ki En Büyük Çalışmayı Açıkladı

 Uzay’ın Sağlık Riskleri Neler? Bilim İnsanları Şu Ana Kadar Ki En Büyük Çalışmayı Açıkladı

Görsel: NASA

Biz belki astronotları yörüngeye fırlatma ve onları güvenli bir şekilde eve geri getirme teknolojisini geliştirmiş olabiliriz fakat bilim insanları hâlâ uzayın insan sağlığını nasıl etkilediğini ortaya çıkarmaya çalışıyorlar, özellikle uzun mesafelerde.

Mars’a planlanan herhangi bir görevden önce, uzay gemisindeki o önemli uçuşlarda astronotların güvenliğini ve sağlını garanti etmek esastır.

Zaten bizler astronot çalışmalarından -belki en ünlü olanı, NASA‘nın ikizleri çalışmasının başrolleri olan tek yumurta ikizleri Scott ve Mark Kelly– genişlemiş uzay zamanının beyne kan akışını etkilediğini, bağırsak mikrobiyomunu değiştirdiğini, iltihapları arttırdığını, bulanık görmeye sebebiyet verdiğini, kemik kırılmalarına ve kas erimelerine sebep olduğunu biliyoruz.

 

Scott-Mark Kelly. NASA' nın çalışmasındaki ikizler
Scott-Mark Kelly. NASA’nın çalışmasındaki ikizler

Farelerde yapılan uzay uçuş simülasyon çalışmaları, uzaya gitmenin bağışıklık sistemini yaşlandırdığını ve beyne zarar verdiğini ayrıca gösterdi.

Şu anda bilim insanları büyük toplu bir çaba içinde, uzay yolculuklarıyla ilişkili olan sağlık riskleri hakkında neredeyse 30 sayfalık soruşturma yayınladılar. Bu koleksiyon şu ana kadar ki üretilmiş uzay biyoloji verilerinin en büyük kümesini ve sinekler, solucanlar, fareler, tabi ki astronotların gözlemlerinin bazı etkili analiz özelliklerini ifade ediyor. Bazı sonuçlar bizim uzayla ilgili sağlık problemleri hakkında ne bildiğimizi, diğer çalışmaların sağladığı yeni görüşleri önceki çalışmaları netleştirmek veya gelecekteki deneyleri geliştirmenin yollarını bulduğunu teyit ediyor.

“Sağlık risklerini anlamak için geçmişte uzay seyahatlerinde yapılmış önemli gelişmelere rağmen, daha güvenli insan uzay keşiflerinin sağlanması için ilave araştırmalar gerekli -Ay, Mars, derin uzay misyonları da dahil- .” (Araştırmacıların koleksiyonu ön plana çıkaran bir dergide yazısı.)

Uzay seyahatlerinin sağlık tehlikeleri astronotlar tarafından kalkışta hissedildiği G kuvvetleriyle birlikte başlar ve tehlikeli uzay radyasyonuna, mikro yer çekimine maruz kalmayla devam eder.

Uluslararası Uzay İstasyonu’ndaki düşük yer çekiminde havada asılı astronotlar için, uzayda en uzun kalma süresi 437 gün. Açık bir şekilde, uzun mesafeli uzay uçuşlarının risklerinin neler olabileceğini gerçekten anlamamız için çok yolumuz var ve bilim insanları yalnızca sahip olduğumuz verilerle çalışmak zorunda.

Bu koleksiyonda yayınlanmış çalışmaların birkaçı birleştirildi ya da önceki deneylerden elde edilen veriler NASA‘nın GeneLab Platformu gibi erişime açık veri portalları aracılığıyla araştırmacılara sunuldu.

Verileri kombinlemek sonuçlanan analizleri desteklemenin bir yolu gibi ve maliyetli uzay uçuşlarından toplanan verileri arttırır. Birden fazla modelde toplu bir analiz ve insan çalışmaları uzay ortamında insan sağlığıyla ilgili etkilerini ve fizyolojinin daha kapsamlı bir anlayışına yol açabilir. Örneğin bir çalışma farklı genlerde, hücrelerde, vücut sistemlerinde, organlarda, dokularda ve kaslarda gözlemlenmiş yaygın sağlık değişikliklerini birbirine bağlayan evrensel bir mekanizma aramak için GeneLab‘ın örneklerinin 100’lercesi ve yaklaşık 60 astronotun verilerini analiz etti.

Yönetim kurulu genelinde çalışmalar, mitokondrinin (hücrelerimizdeki güç paketleri mitokondri sayesinde oksijeni ve besinleri enerjiye dönüştürüyor) fonksiyonunda sistematik değişmeler olduğunu gösterdi.

NASA‘nın Ames Araştırma Merkezi‘nde biyoinformatikçi Afshin Behesthi şöyle söylemiş; “Tekrar ve tekrar bulduğumuz şey mitokondri düzenlemesiyle birlikte her şeyi dışarıya fırlatan bir şey olduğuydu.”

Yazarlar yazıyor ki, bu durum astronotların sirdiyan ritimlerinde ve bağışıklık sistemlerinde gözlemlenmiş bozulmaları açıklayabilir.

Diğer bir çalışma Kelly ikizlerinden alınan verileri ISS üzerinde 6 ay civarında kalan ve özellikle telomerlerine (kromozom uçlarındaki DNA parçaları, bunlar yaş geçtikçe tipik olarak aşınan bizim kromozomlarımızın uçlarındaki koruyucu kapaklardır) bakılan 11 tane birbiriyle ilgisi bulunmayan astronotla karşılaştırdı. Beklenmedik bir şekilde, araştırmacılar astronotların telomerlerinde uzay uçuşları sırasında uzama meydana geldiğini keşfettiler fakat grup önceden yaptıkları uçuşlardan döndükten sonra genellikle daha kısa telomerlere sahipti.

Colorado Eyalet Üniversitesi’nde telomer biyolojisi uzmanı Susan Bailey söylüyor: “İleriye dönük, bizim hedefimiz uzun süreli uzay uçuşlarında insan vücudunda neler gerçekleştiğinin altında yatan mekanizmanın hakkında daha iyi bir fikir elde etmek ve insanlar arasında bunun nasıl çeşitlilik gösterdiğini anlamaktır. Herkes aynı şekilde karşılık vermez.”

NASA‘nın İkizler çalışmasındaki veriler analiz edildiğinde bazı ilginç bilgiler mevcuttu. Bu ikizlerden biri olan Scott Kelly dünyaya döndüğünde kanındaki enflamatuar moleküllerdeki (340 gün ISS’ de kaldıktan sonra) artışın bağışıklık tepkisi yerine kas rejenerasyonun bir belirteci olabileceği izlenimini uyandırdı.

Bu çalışmalar açıkça uzaya gönderebildiğimiz astronotların ve hayvanların çok küçük sayıları ile sınırlandırıldı. Bu da solucanların ve sineklerin geldikleri yerdir. Bu varlıkları kullanmak uzay uçuşları deneylerini arttırmanın kolay bir yolu, bu yüzden onlar yazılarında da belirtiyorlar.

ISS‘de (Uluslararası Uzay İstasyonu) yuvarlak solucanların çalışmasında yaklaşık 1000 gende ince değişiklikler buldular, özellikle bunlar sinir hücreleriyle ilişkiliydi. Diğer bir çalışma, bu sefer sineklerle çalışıldı, mikro yer çekiminde uzun süre kaldıklarında sineklerin kalp atış güçlerinin azaldığını gösterdi.

Sonuç olarak NASA‘dan, diğer hükümet kuruluşlarından, üniversitelerden, havacılık sanayi gruplarından 200 araştırmacının çalışmaları uzayda zaman geçirmenin yol açtığı sağlık risklerinin anlaşılmasına sağlam bir katkı sunuyor.

 

Kaynak: What Are The Health Risks of Space? Scientists Just Unveiled The Biggest Study Yet

Burçin DOĞAN

İlginizi Çekebilir

Cevap yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir