Türkiye’ye İkinci, Bilim Dalında Birinci Nobel Ödülünü Getirdi: Aziz Sancar

 Türkiye’ye İkinci, Bilim Dalında Birinci Nobel Ödülünü Getirdi: Aziz Sancar

2015 Nobel Kimya Ödülü Aldığını Böyle Öğrendi

7 Ekim 2015 sabah 06.00’dan hemen sonraydı. BBC haberlerini dinlerken sabah sisime ilk bir fincan kahve girdi. Her zamanki endişe verici manşetlerin ardından spiker, “Ve bu yılki Nobel Kimya Ödülü, DNA onarımı alanında çalışan üç kişi tarafından paylaşılıyor: Tomas Lindahl, Paul Modrich ve Aziz Sancar.” (Aziz Sancar)

 

 

Bilime Adanmış Bir Hayat

Aziz Sancar; vatansever, azimli, çalışkan, yılmayan, sıkılmadan çalışan,  zorluklara karşı direnen, inandığı şeyin arkasından giden, bilime kendini adamış bir bilim insanıdır.

1946’da Savur’da doğdu. Her iki ebeveyni de okuma yazma bilmese de, eğitimin önemine değer verdiler ve Sancar’ın iyi bir eğitim aldığını görmek için ellerinden geleni yaptılar.

1963 yılında mezun olduktan sonra doktor olma düşüncesiyle İstanbul Tıp Fakültesi’ne kaydoldu. Ancak ikinci yılında biyokimya dersi aldıktan sonra araştırma biyokimyacısı olmaya karar verdi.  Biyokimya profesörü, Sancar’a araştırmaya başlamadan önce kısa bir süre tıp pratiği yapmasını tavsiye etti. Zamanını tıp diploması almak için harcayan herkesin en azından birkaç yıl pratik yapması gerektiğini düşündü. Bu yüzden, memleketi Savur yakınlarında 2 yıl köy doktoru olarak kaldı. Daha sonra yurt dışına çıktı ve araştırmalarına başladı.

Doktora derecesini aldıktan sonra 1977’de Sancar, DNA onarımı üzerine çalışmaya devam etmek umuduyla üç farklı laboratuvara başvurdu. Üç laboratuvar da onu reddetti. Bununla birlikte, Yale Üniversitesi’nden Dean Rupp’ın onarım genlerini klonlamakla ilgilendiğini ve doktora sonrası pozisyonu olmamasına rağmen bir teknisyen aradığını öğrendi. Sancar işi kabul etti ve laboratuvara katıldı. Rupp ile çalışan Sancar, eksizyon onarımında yer aldı. Başından geçen birçok olaydan, önüne çıkan türlü zorluktan sonra DNA onarım mekanizmasını keşfetti.

Prof. Dr. Aziz Sancar, Lindahl ve Modrich; hücrelerin hasar gören DNA’ları nasıl onardığını ve genetik bilgisini koruduğunu haritalandıran araştırmaları sayesinde kazandı.

Canlı hücreler, bir organizmanın genlerini taşıyan DNA moleküllerine sahiptir. Organizmanın yaşaması ve gelişmesi için DNA’sı değişemez. DNA molekülleri tamamen kararlı değildir ve zarar görebilirler. Aziz Sancar, 1983 yılında bakteri çalışmaları yoluyla, bazı protein moleküllerinin, bazı onarım enzimlerinin, ultraviyole (UV) ışıktan zarar gören DNA’yı nasıl onardığını gösterdi. Bu keşifler; canlı hücrenin nasıl çalıştığını, kanserin nedenlerini ve yaşlanma süreçlerini anlamamızı artırdı.

Sancar, ülkesine olan bağlılığından, sevgisinden dolayı yaşamına ve araştırmalarına Türkiye’de devam etmektedir.

Ödülünü Anıtkabir’e bağışladı. Düzenlenen törende, “Bu madalyayı Atatürk’e, onun silah arkadaşlarına ve Cumhuriyet’i kuranlara armağan ediyorum,” demiştir.

***

“Başarılı olmak Nobel almak değil; ailenize, ülkenize ve insanlığa hizmet etmektir.”

“Çoğu insan zekaya inanır, ben inanmıyorum; bizi birbirimizden ayıran emektir, ben çalışmaya inanıyorum.”

“Ben Türk’üm, o kadar. Mardin’de doğmuşsam, Cizre’de de doğmuşsam, Kars’ta da doğmuşsam ben Türk’üm.” (Mardin doğumlu olmasına dikkat çekerek “Kürt müsünüz, Arap mısınız?” diye soran BBC muhabirine cevabı)

“Saygı istiyorsanız, önce kendinize saygı göstereceksiniz. Herkesten üstün değiliz ama kimseden de aşağı değiliz. Kendimizle iftihar edelim ki başkası da bize saygı göstersin.”

“Gereği kadar öğrenin, aşırıya kaçmak yaratıcılığı öldürüyor. Okumanın yanı sıra düşünmek için de kendinize zaman ayırın. Eğitim ve araştırma için yurt dışına çıkın ama sonra muhakkak ülkenize dönün.”

“Gözünüzü seveyim politikayla uğraşmayın, onu yapanlar var, çok çalışın. Ne yaparsanız, iyi yapmaya çalışın, çalışmadan olmaz. Ben öğrenciyken günde 18 saat çalışırdım. Gazeteler yazmıştı, çok zaman gecelerimi laboratuvarda geçirdim. Çalışmak kendimize, ailemize, milletimize vatan, namus borcudur.”

“Başarı, zeka kadar çalışmakla elde edilir. Sebat lazım, inat etmek lazım ve çalışmak lazım. Üzerinde çalışacağınız bir konu belirleyin, literatür de okuyun, gerektiği kadar öğrenin. Okumanın yanı sıra düşünmek için de kendinize zaman ayırın.”

 

Kaynaklar:

İrem Bayram

Hacettepe Üniversitesi Kimya Bölümü mezunuyum. Ankara'da yaşıyorum. Araştırıp, öğrenip, paylaşmaktan keyif alıyorum. Mail: irembayram40@gmail.com

İlginizi Çekebilir

Cevap yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir