Stronsiyum 87 İzotopunun 86’ya Oranı Birçok Şey Anlatıyor Olabilir

 Stronsiyum 87 İzotopunun 86’ya Oranı Birçok Şey Anlatıyor Olabilir

İrlandalı kimyager Adair Crawford tarafından 1790’da keşfedilen, İngiliz kimyager Sir Humphry Davy tarafından 1808’de izole edilen Stronsiyum, atom numarası 38 olan kimyasal elementtir.

Kurşun gibi yumuşak ve parlaktır. Temel haldeki stronsiyum kaya, toprak, su ve hava da dahil olmak üzere çevrede doğal olarak bulunur. Üstelik bileşiklerinin çoğu suda çözünebildiğinden ve havada toz halinde bulunabildiğinden kolay şekilde taşınabilir, toprak ve bitki yüzeylerine tutunabilir.

 

 

Stronsiyum çeşitli gıdalarla [mısırda (0.4 ppm ve portakalda (0.5 ppm), lahana (45 ppm), soğan (50 ppm) ve marulda (74 ppm)] vücuda alınır daha sonra kemik ve dişlerde tıpkı kalsiyum gibi depolanabilir. Stronsiyum 87 izotopu ile stronsiyum 86 izotop oranı ise kaya ve toprağa göre değişiklik gösterebilir. Bu oran, stronsiyumun karakteristik bir izotop imzasına sahip olmasını sağlar. Sahip olduğu bu imza bölgeden bölgeye değişiklik gösterir. Belirli bir bölgedeki kayanın sahip olduğu izotop imzası o bölgenin toprağı ile aynıdır. Dolayısıyla bu toprakta yetişen bitki, bitkiyi yiyen hayvan ve insanda da aynı imzaya rastlamak döngünün bir parçası.

 

Bitkiler topraktan stronsiyum ve kalsiyumu eşit şekilde emer, memeli bağırsağı ise stronsiyumdan daha fazla kalsiyum emer. Sonuç olarak, esas olarak bitkilerden oluşan bir insan diyetinde etin kaynaklandığı hayvan zaten tercihli olarak daha fazla kalsiyum emmiş olacağından etçil etten bir taneden daha fazla stronsiyum içerecektir. Bu nedenle dişler, çocukluk döneminde etin veya daha fazla vejetaryen diyetin tüketilip tüketilmediğinin bir göstergesi olabilir.

İzotop oranı arkeoloji ile de doğrudan ilişkilidir. İnsanların bir bölgeden göç edip etmedikleri, kararlı izotop analizleriyle incelenebilir. İklim ve coğrafyadan etkilenen stronsiyum izotop oranı insan göçlerini anlamamızı sağlar. Dişler, kemikler gibi yaşla birlikte yeniden yapılanmayacağından dişlerdeki izotopik izlerin yerel kaynaklarla karşılaştırılmasıyla belli bir yerleşimde yaşayan insanların oranın yerlisi olup olmadığı anlaşılabilir. Örneğin, insanların avcı toplayıcı yaşam biçiminden yerleşik yaşam tarzına geçtiği Mezolitik-Neolitik geçiş döneminde Balkanlar’daki Tuna Vadisi’nin MÖ 6200’den itibaren muhtemelen iki farklı bölgeden göç aldığı tespit edilmiştir (Boric ve Price, 2013).Dişlerindeki stronsiyum değerlerine bakılarak bu bölgeye dışarıdan geldiği tespit edilen bireylerin hemen hepsi kadındır, bununla birlikte toplumsal cinsiyet tayini gerçekleştirmenin mümkün olduğunu söyleyebiliriz.

Bir yerleşimdeki bebek ve çocuk iskeletlerindeki kararlı izotop oranının incelenmesiyle o topluluktaki emzirme ve sütten kesme ile ilgili bilgi edinmek de mümkündür (Larsen vd., 2015; Pearson vd., 2010).

Bozulmamış diş ve kemikler üzerinde yapılmış stronsiyum izotop oranı incelemesi adli tıp hatta adli antropolojiye oldukça faydalı olabiliyor, kurban kimliği tespiti, cinayetlerin olası sebeplerine ulaşmada kesin sonuçlar alınmasını sağlıyor.

 

Kaynaklar:

Rümeysa Sezdirmez

İlginizi Çekebilir

Cevap yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir