Sahte Çocukluk Anıları İnsanların Zihnine Kolayca Yerleştirilip Sonra Çıkarılıyor

 Sahte Çocukluk Anıları İnsanların Zihnine Kolayca Yerleştirilip Sonra Çıkarılıyor

Herhangi bir dedektifin, sorgucunun ya da bir Christopher Nolan filminin size söyleyebileceği gibi, hafızanız geçmişteki olayların mükemmel bir kopyası olmaktan çok uzaktır. Hafızanız; sürekli olarak düzenleme ve yeniden ele alma sürecinden geçen sürekli değişen hatıralar, hikayeler ve fikirler demetidir.

Yeni bir çalışmada araştırmacılar, insanın hayal dünyasına sahte çocukluk anılarını yerleştirmenin ve sonra da sahte olan anıları gerçek olanlara zarar vermeden düzeltmenin nasıl mümkün olduğunu gösteriyor.

Almanya’daki Hagen Üniversitesi ve İngiltere’deki Portsmouth Üniversitesinden psikologlar, çocukluk anıları üzerine bir çalışmaya katılmaları için 52 kişiyi bir araya getirdiler. Deneyden önce araştırmacılar, katılımcının ebeveynlerine anketler göndererek onların çocukluğunda meydana gelen iki olay ve hiç gerçekleşmemiş ancak kulağa mantıklı gelen iki olay istediler. Katılımcılar daha sonra ebeveynleri tarafından tüm anıların gerçek olduğuna inanmaları için cesaretlendirildi. Örneğin bu anılar, onların tatilde kaybolmaları, evden kaçmaları ya da bir kazaya karışmalarıyla ilgili sahte bir hikaye olabilir.

Daha sonra 52 katılımcı, ebeveynleri tarafından gönderilen geçmiş olayları hatırlamalarının istendiği çoklu görüşme oturumlarına çağrıldı. Görüşmelerde hatırlatma yöntemlerine maruz kaldıktan sonra katılımcıların yüzde 56’sı sahte olayların gerçekten meydana geldiğine inanıyordu. Çeşitli sahte anılar zihinlerine ince bir şekilde itilmişti.

Bulgular yakın zamanda Ulusal Bilimler Akademisi Bildiriler Kitabı’nda yayımlandı.

En önemlisi, araştırmacılar sahte anıları, hangi hikayenin yalan olduğunu onlara açıkça söylemeden zihinlerinden çıkartabiliyorlardı. Bir yöntemde katılımcılara, anıların her zaman deneylere dayanmadığını ama fotoğraflar veya bir aile üyesinin hikayesi gibi şeylerden seçilebileceğini hatırlayacaklardı. Bu örnekte, hafızanın kaynağını hatırlamaları istendi. Bu da hikayelerin genellikle hayal ürünü olduğunu ortaya çıkardı.

Bir başka yöntem, bir olayı tekrar tekrar hatırlamanın bazen yanlış anılar oluşturabileceğinin altını çiziyor. Bunu akılda tutarak, katılımcılardan kendi anılarını hatırlamaları istendi ve çoğu, hangi anıların sahte olduğunu fark etti.

Çalışmanın yazarı, “Çalışmamız, sahte anılar vakasının abartıldığı ve ortadan kaldırılabilecekleri için endişelenecek çok şey olmadığı fikrini destekliyor mu? Cevap vurgulu bir hayır. Çalışmamızın gösterdiği şey, sahte anıların hem uygun koşullar altında teşvik edilebileceği hem de uygun koşullar altında bunun tersine çevrilebileceğidir.” diyor.

Araştırmacılar, çalışmalarının sadece anıların nasıl biçimlendirilebilir olduğunun bir göstergesi olmadığını söylüyor, onların ayrıca mahkeme salonundaki itirafları ve entegrasyonları görme şeklimizi değiştirebileceğini savunuyorlar. İnce hatırlatma yöntemleri kullanarak sahte bir anıyı kolayca yerleştirmek mümkünse, o zaman tanık ifadelerinin güvenilmezliğini daha da vurgular.

Portsmouth Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nden araştırmanın ortak yazarı Dr. Hartmut Blank yaptığı açıklamada, “Biz yöntemlerimizi özellikle gerçek dünyadaki durumlarda uygulanabilecek şekilde tasarladık. İnsanları, diğer kaynaklara güvenmek yerine kendi gerçekliklerine daha yakın kalmaları için güçlendirerek neyin yanlış ya da yanlış hatırlanmış olabileceğini fark etmelerine yardımcı olabileceğimizi gösterdik ki bu, adli ortamlarda çok faydalı olabilir.” dedi.

KAYNAKÇA: False Childhood Memories Are Easily Planted, Then Removed, From Peoples’ Mind

İlginizi Çekebilir

Cevap yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir