Prosopagnozi: Bulanık Yüzler

 Prosopagnozi: Bulanık Yüzler

İlk defa Alman nörolog Joachim Bodamer tarafından tanımlanan bu hastalık, doğuştan olabildiği gibi kafa travması sonrası da görülebilir. Prosopagnozi, bir çeşit agnozidir (duyusal bilgiyi işleme yetersizliği). Prosopagnozi, Yunanca kökenli bir kelime olup “yüz” ve “bilgi eksikliği” anlamına gelen “prosopo” ve “agnosia” sözcüklerinden türemiş, yüz körlüğü anlamına gelmektedir. Bu hastalık yüz hafızasının kötü olması durumu değildir. Hastalar gördükleri bir yüzü diğerinden ayırt edemez, yalnızca ipuçlarıyla hareket etmeye çalışırlar. 40’lı yaşlarının sonuna kadar bu hastalığa sahip olduğunun farkında olmayan Boo James, “Yüzleri parça parça görüyorum. Bir burun olduğunu, gözleri, ağzı ve kulakları görüyorum. Ama beynimin bunları birleştirip ortaya bir yüz görüntüsü çıkartması çok zor oluyor,” diyerek bizlere bir yüz körünün yaşadığını aktarıyor.

Yüz körlüğünün hem doğuştan hem de travma sonucu oluşabileceğini biliyoruz. Doğuştan yüz körü bireyler üzerinde yapılan araştırmalar sonucu hastalığın genetik olarak aktarılabileceği sonucuna varılmış ancak aracı genler henüz keşfedilememiştir.

Travma nedeniyle yüz körlüğü yaşayan bireylerle yapılan çalışmalar sonucunda hastalığa dair daha fazla bilgi edinmek mümkündür. Çalışmalar sonucunda yüz tanımanın beynin temporal ve oksipital loblarda bulunan fusiform gyrus (aynı zamanda lateral occipitotemporal gyrus olarak da bilinir) isimli bir bölgede meydana geldiği bulunmuş ve bölgenin hasar alması sonucu yüz körü olunabileceği bulunmuştur. Columbia Üniversitesi’nin 2007 yılında yayınlamış olduğu bir çalışmaya göre prosopagnozili bireyler, yüzlerinde gördükleri bilgileri ayıklama ve bütünleştirme konusunda sorun yaşarlar ve insanları tanımak için saç, vücut şekli ve yürüyüş gibi diğer özelliklere güvenirler. Araştırmacılar aynı zamanda yüz güzelliğini tanımlayan bölgenin fusiform bölgesi olup olmadığını araştırdı.

20-60 yaşları arasındaki 19 deneğe 80’e yakın yüz gösterildi ve deneklerden bu yüzlerin çekiciliğinin değerlendirilmesi istendi. Denekler daha iyi yüzlerdense ortalama görünüşteki yüzlere bakmayı tercih etti. Değerlendirme sonucuna göre hem yüz güzelliğini değerlendirme ve hem de yüz tanıma fusiform bölgesinde gerçekleşiyor.

Hasar sonucu görülen yüz körlüğü her zaman aynı seviyede değildir. Orta derecede hasar almış bir birey yakın çevresindeki insanları tanımakta güçlük çekip yüzlerde hafif bir bulanıklaşmaya sahip olabileceği gibi, ileri derecede hasar alan birey aynadaki görüntüsünü  tanıyamayabilir. Prosopagnozi için mevcut bir tedavi yöntemi henüz yok. Ancak tedavi kadar hastalığı tanımak da önemli. Uzmanlar hastalığı daha yakından tanımak ve hastaların kişileri ayırt edebilmesine çözüm bulmak için çalışmalara devam ediyor.

 

 

Kaynak:

Rümeysa Sezdirmez

İlginizi Çekebilir

Cevap yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir