Ölüme Yakın Deneyimleri Açıklayabilir Miyiz?

 Ölüme Yakın Deneyimleri Açıklayabilir Miyiz?

Beyaz ışık görmek, dünya dışı bir varlıkla karşılaşmak, hayatın film şeridi gibi gözün önünden geçmesi; bütün bunlar ölümle ilgili eskimiş klişelerdir. Şimdiye kadarki araştırmalar bütün bu fenomenlerin aslında ölüme yakın deneyimler sırasında şaşırtıcı derecede yaygın olduğunu gösteriyor. Bütün ülkelerden ve kültürel geçmişlerden insanlar tarafından bildirilene göre, bu eterik motifler ölüm yakın olduğunda tekrar tekrar ortaya çıkıyor ve materyal bir kaynaktan kaynaklanıp kaynaklanmadığına dair soru işaretlerini artırıyor.

Elbette bu sorudaki materyal kaynak sinir dokusudur ve bilim insanları, ölüme yakın deneyimlerin beyin faaliyetiyle açıklanabilir olup olmadığını belirlemeye çalışmak için yıllar harcadılar. Başlangıç noktası olarak çalışmalar felçlerin, nöbetlerin ve beyin yaralanmalarının medial temporal alanda ve temporoparietal kavşakta anormal işlevlere yol açabileceğini ve bunun ölüme yakın deneyimlere benzeyen psikolojik deneyimlerle sonuçlanabileceğini ortaya koymuştur. Bazı nöbetler ayrıca, bazen yoğun coşku duyguları ve ölümle ilişkili diğer fenomenler üreten ön insular korteks içindeki değiştirilmiş aktiviteyi de tetikleyebilir.

Dahası, kalp krizi geçiren farelerde gözlemlenen beyin dalgası salınımlarındaki değişimler fiziksel alandan uzaklaştığımızda beyin aktivitesinin kökten değişebileceğini ima ediyor. Şimdiye kadarki bütün bu bulgular, ölüme yakın deneyimler için nörolojik bir açıklamaya işaret ederken bu fantastik karşılaşmaları çevreleyen bilmece henüz çözülmedi.

Bununla birlikte, bildiğimiz şey, yaklaşık on insandan birinin kalp durması sırasında, doğumda veya yıldırım çarpması sonrasında bir çeşit ölüme yakın deneyimi geçirdiğini iddia etmesidir. Bu tür deneyimler, değişen zaman algısı, artan duyular ve kişinin fiziksel bedeninden ayrılma hissi de dahil olmak üzere deneyimlerin çeşitli yönlerini ölçen Greyson Ölüme Yakın Deneyim Ölçeği adlı bir araç kullanılarak belirlenebilir.

İlginç bir şekilde, bu fenomenlerin çoğu, beyin çok aktifken ve canlı rüyalar görürkenki hızlı göz hareketi uykusuyla ilişkilidir. Bu arada, ölüme yakın deneyimlerin diğer yönleri bazı psikoaktif ilaçların etkilerine son derece benzerdir. Ölüme yakın deneyimler ve ilaca bağlı deneyimlerle ilgili yazılmış binlerce rapor okuduktan sonra, bir grup araştırmacı ketaminin en tutarlı şekilde ölüme yakın deneyim benzeri halüsinasyonlar oluşturan ve sıklıkla kişinin vücudundan ayrılma hissini yaratan madde olduğu kararına vardılar.

İlginç bir şekilde, ketaminin beyindeki NMDA reseptörlerini engelleyebilme yeteneği felç sonrası hasarın azalmasıyla ilişkilendirilmiştir. Bu, bazı bilim insanlarının ölüm anında beyin tarafından kendini korumak ve oksijen seviyeleri düştüğünde nöronları canlı tutmak için bazı benzer kimyasallar salgılayabileceğiyle ilgili tahminde bulunmalarına yol açtı.

Kanıtlanmamış olmamasına rağmen benzer bir teori saykodelik bileşik DMT’nin aynı işlevi görebileceğini söylüyor. Bazı araştırmacılar öldüğümüzde beynin bu trippy molekülü salgılayabileceği tahmininde bulundu. Şaşırtıcı bir şekilde, son zamanlardaki bir çalışma DMT tarafından meydana gelen deneyimin çoğu zaman ölüme yakın deneyimlere çarpıcı biçimde benzer olduğunu buldu.

Bu hipotezler, doğru olsun ya da olmasın, ilaç kaynaklı deneyimler gibi ölüme yakın deneyimlerin, doğaüstü boyutla doğrudan temasta olması fikrindense muhtemelen beyindeki değişimlerden kaynaklandığı iddiasını güçlendiriyorlar.

Belçika’daki Centre Hospitalier Universitaire de Liège’de nörolog olan bilim insanı Dr. Steven Laureys, durumun böyle olduğunu kanıtlamaya kararlı. Son zamanlardaki bir belgede, Dr. Laureys, beynin ölüme yakın deneyimlerle ilişkili birçok fenomeni nasıl ürettiğini bu tuhaf deneyimleri mantıklı açıklamalara dayandırarak gösterdi.

Örneğin, Dr Laureys, beyne giden kan akışının azalmasının, çevresel görüşün kapanmasına nasıl neden olduğunu ve bunun, karanlık bir koridordan beyaz ışığa doğru ilerleme deneyimine benzeyen bir çeşit tünel görüşüne neden olduğunu ortaya çıkardı. Ayrıca, beynin uyaran eksikliğiyle karşılaştığında tanıdık sesler ve görüntüler bulmak amacıyla nasıl kendi hafıza bankasını aradığını gösterdi ve potansiyel olarak insanların hayatlarının neden film şeridi gibi gözlerinin önünden geçtiğini veya ölüme yakın olduklarında sesler duyduklarını açıkladı.

Ancak, bu gelişmelere rağmen, hala kesin olarak insanların neden bu klasik deneyimlere uğradığını söyleyemiyoruz ve sorumluluğun beyinde olması muhtemel olsa da her zaman aslında hayalet ya da başka bir şey olma ihtimali vardır.

KAYNAK: Can We Explain Near-Death Experiences?

İlginizi Çekebilir

Cevap yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir