Nobel Ödüllü Kimya Mühendisi: Mario Molina

 Nobel Ödüllü Kimya Mühendisi: Mario Molina

Mario José Molina, 1943 yılında Meksika’da dünyaya gözlerini açan ve 1995 Nobel Kimya Ödülü’ne sahip olan ünlü bir kimya mühendisidir. Pek çok kaynakta kimyager olarak geçse de, hayatı boyunca kimya mühendisliğinin matematik, fizik alanında kendini daha çok geliştirebileceğine imkan sağlayacağına inandığı için ilk önce Meksika Ulusal Özerk Üniversitesi’nden kimya mühendisliği lisans programı diplomasını almış, daha sonrasında ise Freiburg Üniversitesi, California Üniversitesi gibi çeşitli üniversitelerde eğitimini yukarıya taşımıştır.

Hayatı boyunca kimya dalına ilgi duyduğunu söyleyen Molina, daha lise hayatına başlamadan bilimden etkilenmeye başladığını ve mikroskop altında gördüğü ilk amip ve paramesyum görüntüsünün ona verdiği heyecanı yıllar geçmesine rağmen unutamamıştır. Bu ilgisinden sonra, evlerinin lavabosunu küçük bir laboratuvara çeviren Molina, zamanının çoğunu burada kimya setleriyle uğraşarak geçirmiştir. Daha sonra akrabası olan Esther Molina’nın da yardımıyla üniversite yıllarında kimya öğrencilerinin yaptığı deneylerin seviyesine çıkacak deneyleri yapmayı başarmıştır.

Kimya mühendisliği okuma sürecini anlatan Molina, ilk yurtdışına eğitime gönderildiğinde 11 yaşında olduğunu ve birlikte okuduğu arkadaşlarının bilime ilgisinin yeterli olmadığını düşünmüştür. Önceleri müzik kariyeri üzerine yoğunlaşmayı düşünmüş fakat zaman geçtikçe bir araştırma mühendisi olmak istediğine karar vermiştir.

Meksika’dan lisans derecesiyle mezun olarak Freiburg Üniversitesi’nde fiziksel kimya üzerine doktora derecesi almayı hedefleyen Molina, iki yıl boyunca polimerizasyon kinetiği hakkında araştırmalar yapmıştır. Bu araştırmalardan sonra isteğinin birçok alanda geniş bilgiye sahip olmak olduğunu fark edip Amerika Birleşik Devletleri’nde California Üniversitesi bünyesinde tekrar lisans programı okumaya karar vermiştir. Paris’te de vakit geçiren Molina, bu süreçte matematik üzerine yoğunlaşmış ve aynı zamanda sanat, politika ve felsefi yanlarını da geliştirmiştir.

Ona Nobel Kimya Ödülü’nü kazandıracak araştırmalara başladığı California Üniversitesi’nde, aldığı matematik ve fizik eğitiminden sonra Profesör George C. Pimentel’in moleküler dinamikleri kimyasal lazerlerle araştırma projesinde dahil olma şansını elde etmiştir. Doktora derecesini de bu süreçte tamamlayan Molina, Profesör F. Sherwood’un atomların kimyasal özelliklerini incelediği araştırmalarına dahil olmuştur. Sherwood Molina’ya pek çok farklı araştırma konusu önermiştir ve Molina’nın en etkilendiği araştırma konusu atmosferde biriken ve o sırada çevre üzerinde önemli etkisi olmadığı düşünülen inert endüstriyel kimyasallar olan kloroflorokarbonların (CFC) çevresel etkilerini bulmak olmuştur. Bu proje konusunu da daha sonraki konuşmalarında hiç bilmediği bir alan olduğu ve kendini geliştirmek için bu konuyu seçtiğini, başta araştırma konusunun ümit vaat etmediğini düşündüğünü itiraf etmiştir.

Araştırmanın üçüncü ayında, daha sonralarda ‘ozon tabakasının incelmesi teorisi’ olarak adlandıracağımız araştırmadan kloroflorokarbonların ayrışmasıyla üretilen klor atomlarının ozonu katalik olarak yok ettiği fark edildi. Araştırma grubu endüstriyel kullanımda laboratuvar koşullarından tonla fazla kloroflorokarbon kullanıldığı göze alınarak bakıldığında, bu kimyasalların salınımının Dünya’nın stratosferik ozon tabakasında ciddi bir aşınmaya sebep olabileceği düşüncesiyle alarma geçtiler. Sherwood ve Molina, atmosferik bilimler topluluğuna danışmayı düşünerek Berkeley’de Profesör Harold Johnston ile iletişime geçip araştırma bulgularını açıkladılar. Johnston, birkaç ay önce Ralph Cicerone ve Richard Stolarski’nin de benzer sonuçlara ulaşan araştırmalar yürüttüğünü ifade etti.

Yazılarını Nature’da 1974 senesinde yayınlayan Sherwood ve Molina’nın, çevreye olan etkiler hakkında endişeleri ve telaşları azalmamış, haber kanalları gibi iletişim kanallarından bu bilginin verilmesinin toplumun kloroflorokarbon kullanımı hakkında tedbir almasının tek yolu olduğunu fark etmişlerdir.

Sherwood’un Viyana’ya seyahati sürecinde de araştırmalarına ve iletişim kurmaya devam eden Molina ve Sherwood kloroflorokarbonlar ve ozon tabakasının incelmesi hakkında pek çok makale daha yayınladılar.

1975 yılında California Üniversitesi’nde fakülte üyesi olarak Asistan Profesör ünvanı alan Molina, tek başına araştırma yürütebileceğini kanıtlamış olsa da ders verme gibi sorumlulukları sebebiyle deneyleri yapma şansını kaçırdığını fark etmiştir. 7 yıl süren Asistan Profesör ve Doçentlik sürecinden sonra akademik pozisyonda bulunmak istemediğini fark ederek Jet Propulsion Laboratuvarında Moleküler Fizik ve Kimya Bölümünde çalışmaya başlamıştır. Burada da stratosferik ozon tabakası incelmesi araştırmalarını sürdürmeye devam etmiştir.

1989 yılında akademik hayata geri dönüp Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde küresel atmosferik kimya araştırma konularına devam etmiştir.

1980’lerde Antartika’da fark edilen ozon deliği sonucunda, Mario Molina’nın California Üniversitesi’ndeki keşiflerinin doğruluğu onaylanmış ve grubuyla beraber Nobel Kimya Ödülü’ne layık görülmüştür. Molina, araştırma konusunu seçerken sadece bilimsel merakın onu bu konuya ettiğini ve Sherwood’la beraber sonradan bulacakları çevresel sonuçları konu seçme sürecinde değerlendirmeye bile almadığını söylemiştir.

Konuşmasında, sadece atmosferik kimyayı anlamamıza katkıda bulunmakla kalmayıp aynı zamanda çevreye küresel düzeyde derinden bir etkiye sahip olan bir olayı keşfettiği için yürekli ve alçakgönüllü olduğunu, ödülün ona atmosferik kimya topluluğundaki arkadaşlarıyla staratosferdeki ozon tabakası incelmesi konusunda yaptıkları mükemmel çalışmaların takdiri olduğunu da ifade etmiştir.

Mario Molina, yaptığı araştırmalarla günümüzde çevre ve atmosfer bilimlerine olan katkılarıyla tanınan ve sık sık anılan bir bilim insanı olarak 7 Ekim 2020 tarihinde dünyaya veda etmiştir. Pek çok onur ödülü, Nobel Kimya ödülü ve Molina Stratejik Enerji ve Çevre Araştırmalar Merkezini arkasında bırakmıştır.

 

Kaynak:

Ilgen Cetin

İlginizi Çekebilir

1 Yorum

  • İstek ve azmin güzel otobiyografisi…

Cevap yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir