Kırılım Çağının Sektörlere Yansımaları

 Kırılım Çağının Sektörlere Yansımaları

Pandemi öngörülemeyen bir zamanda belirdi ve değişimleri adeta katalizörlük yaparmışçasına ilerletti. Dünyayı etkisi altına alan Covid-19’dan etkilenen tüm sektörler kendilerini koruma yolları ararken, bazı sektörler iş yapma modellerinde büyük değişikliklere gittiler. Dijital ortamlar büyük bir ivmeyle ilgi görürken, inovasyon bambaşka bir boyut kazandı. Yenilikleri belirleyip alternatif çözümler üreten şirketler rekabete tutunurken, geleneksel iş metodlarını benimseyen şirketlerden bazıları maalesef kötü tabloyla karşılaştılar.

Sorunlara yönelik çözüm modelleri geliştirirken alışılmışın dışına çıkıp yüksek katma değerli algoritmalar üretebilen, yazılımdaki gelişmeleri sektörel iş modelleriyle birleştirebilen firmalar bu süreci fırsata çevirdiler. Endüstri 4.0 çağının yetkinliklerini iyi analiz edip veriyi değerlendirebilen kuruluşlar ilerde varlığını sürdürecek gibi görünüyor. İş geliştiriciler farklı perspektiflerden Dünya’nın problemlerini  belirleyip ürünler veya hizmetler geliştirmeliler. Tabii ki içinde bulunduğumuz dönemde büyük bir bilinmezlik ve kaos hakim. Lakin belirsizliğin getirdiği huzursuzluğu yıkmak için pozitif yenilikleri hayal edip bu doğrultuda çalışmalar yapabilen kişiler geleceğin inşaasında büyük rol oynayacaklar. Dijitalizasyonun nabzı sürekli değişiyor, artık bütünsel verileri parça parça işleyip tekrar birleştirmek büyük önem kazanmış durumda. Bazı teknoloji devi ülkeler bu yenilikleri çok daha önceden tespit edip bu yönlerde yıkıcı teknolojiler ürettiler ve sürekli bu teknolojileri güncelliyorlar. Yarış her zamankinden çok daha acımasız bir hal aldı ve bir işte büyümek için o işi en iyi yapanlardan biri olmalısınız. Belli başlı sektörlerde pasta çok daha küçüldü ve artan nüfusla beraber bu pastadan pay almak isteyen şirketlerin alım gücü de azaldı. Ülkeler endüstri sonrası dönemde rekabetin içinde kalmak için uluslararası pazarda rekabet gücü yüksek şirketlere sahip olmalılar. Gelecekte neler olabileceğine dair öngörülerde bulunup bunlar hakkında çözüm yolları üretebilen şirketler markalaşma açısından çok kritik rol oynayacaklar. Dünyada özellikle Uzakdoğu Asya ve Avrupa ülkeleri dijitalleşme standartlarını belirleyen belli başlı prensiplerle yıkıcı teknolojilerin öncüleri ve yöneticisi olduklarını gösteriyorlar. Değişen tehdit yelpazesi dikkate alındığında, krizlere müdahale etmede artık siber sistemlerde var olmak tartışılmaz derecede önemli. Geleceğimizi şekillendirecek büyük veri, nesnelerin interneti, robotik uygulamalar ve uzay teknolojileri gibi alanlarda yapılacak çalışmalar faydalıya kullanıldığı takdirde insanlık için olumlu gelişmeler üretecektir. Yeni modeller ile birlikte entelektüellerin gerçekleştireceği beyin fırtınaları, genç kuşağın dinamizmi ile birleştiğinde ortaya çok farklı tablolar çıkacaktır.

Gençlerimizin fikirlerini daha efektif biçimde değerlendirip onların daha iyi bir geleceğe kavuşmaları için üniversiteler, akademik kuruluşlar ve çeşitli enstitülere büyük iş düşüyor. Bilimle birlikte milli ekonominin gelişmesi ve sürdürülebilir iyi düzen için pandeminin getirdiği yıkımdan sıyrılıp, gerekli moral ve motivasyonu bir şekilde yakaladığımız takdirde az önce bahsettiğim farklı perspektiflerden hayata bakıp akabinde millet ve devlet olarak hak ettiğimiz saygı ve refah düzeyini yakalayacağız. Son olarak sözlerimi Prof.Dr.Aziz Sancar’ın şu sözüyle noktalamak isterim: “Çoğu insan zekaya inanır, ben inanmıyorum, bizi birbirimizden ayıran emektir, ben çalışmaya inanıyorum.“.

 

Bertan Bölük

İlginizi Çekebilir

1 Yorum

  • Kaleminize sağlık. Dijitalizasyondaki yol haritasını daha iyi anlamış olduk.

Cevap yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir