İklim Değişikliği COVID-19’un Ortaya Çıkmasında Nasıl Bir Rol Oynamış Olabilir?

 İklim Değişikliği COVID-19’un Ortaya Çıkmasında Nasıl Bir Rol Oynamış Olabilir?

Geçen yılın iklim değişikliği; yangınları körüklediyse ve küresel pandemi bize herhangi bir şey öğrettiyse bu öğrettiği şey de her birimizin birbirimizle ve çevremizle nasıl bağlantılı olduğumuzdur. Şimdi, biz iklim değişikliği ve yarasalar aracılığıyla ortaya çıkan pandeminin bağlantılı olabileceği yönünde bazı ipuçlarına sahibiz. Yarasaların diğer hayvanları yok eden virüsle birlikte yaşaması gibi kötü bir yeteneğiyle adı çıkmış durumda.

Şimdi, yeni bir çalışma; iklimin geçen yüzyılda ısınmış olmasıyla birlikte güneş ışınlarının, karbondioksitin ve yağıştaki değişikliklerin artışı Güney Çin’in tropikal çalılıklarını savanlara ve yarasalar için ana yaşam alanına dönüştürdüğünü buldu ve 40’ın üzerinde yeni yarasa türü bu alana taşındı.

Cambridge Üniversitesi‘nden biyolog Robert Beyer şöyle bir açıklama bulunmuş: “İklim değişikliğinin bir sonucu olarak yarasa türlerinin dağılımının nasıl değiştiğini anlamak, COVID-19 salgınının kökenini yeniden yapılandırmada önemli bir adım olabilir.”

İklim değişikliği, 20. yüzyılın başından bu yana yerel yarasa türlerinin zenginliğinin artmasına neden oldu

Bunu araştırmak için, Beyer ve iş arkadaşları 1900’lerin başında onların dağılımlarının bir haritasını oluşturmak için dünyanın bitki örtüsü, sıcaklık, yağış, bulut örtüsü ve dünyanın yarasa türlerinin bitki örtüsü gereksinimleri ile ilgili verileri kullandı. Sonrasında bunu bugün ki türlerin dağılımlarıyla karşılaştırdılar.

Beyer açıklamış ki: ”İklim değişikliği habitatları değiştirdi, türler bazı alanları terk etti ve başka alanlara taşındı (yanlarında virüsleri de götürerek). Bu yalnızca virüslerin bulunduğu alanlar değişmedi, fakat çoğu büyük ihtimalle hayvanlar ve virüsler arasında yeni bir bağlantıya izin verdi, daha zararlı virüslerin bulaşmasına ve gelişmesine sebep oldu.

İnsanlarda ortaya çıkan 4 bulaşıcı hastalıktan 3’ü hayvanlardan insanlara bulaşabilen bir hastalık ve korona virüsler tüm ardışık yarasa virüslerinin tümünün 3’te 1’inden fazlasını oluşturur. 2002 SARS pandemisinin yapı taşları tek bir mağaradaki yarasalar bünyesinde bulundu.

Bunlar arasında Çin’in Yunnan eyaletindeki diğerlerine nispeten yeni olan göçmen 40 yarasa türü; 100’den fazla tip korona virüs taşıyor. Genetik kanıtlar SARS COVID-19’un soyunun aynı bölgeden geldiğini gösteriyor.

Bununla beraber bu korona virüslerin çoğu bizi enfekte edemez ve şu anda yarasaların bazı türleri -bu hayvanlar bizim ekosistemimizde çok önemli bir rol oynamasına rağmen- istemiz bir şekilde bize zarar veren diğer türler için yanlış bir yargılanıyor. En az 500 bitki türü yarasa tozlaşmasına bağlı (muz, mango, yüzyıl bitkisi gibi) ve bazı türler; böcekleri (sinir bozucu, hastalık yayıcı sivrisinekler dâhil) yiyip bitirerek kontrol altında tutar.

Ancak ormansızlaşma gibi süreçler aracılığıyla (ormansızlaşma gibi süreçler aynı zamanda iklim değişikliğini de teşvik ediyor) kalan doğal alanlara acımasızca ilerleyişimiz; bu hayvanlarla aramızdaki etkileşimi ve bu yüzden de onlarda var olan virüslerle karşılaşma olasılığımız arttırıyor. Doğal yaşam alanlarının tahribatı o alanlarda yaşayan hayvanların bağışıklık sistemlerini güçsüzleştirir ve strese sokar ve virüslerin türler arası engelleri geçebilmeleri adına başka bir şeye dönüşmelerine daha fazla olanak sağlar.

Geçen yıl bulunmuş bir çalışma: “Tehdit altındaki vahşi yaşam türleri arasında sömürü ve doğal yaşam alanının kaybedilmesi sebebiyle nesli tükenmekte olanlar insanlarla daha dazla virüsü paylaştı.”

Beyer ve takımı SARS-CoV-2’nin kökenin henüz tam olarak bilinmediğine dikkat çekiyor, bu yüzden sonuçlar henüz kesin değil ve bulguların onaylanması için farklı modeller kullanan ve bitki örtülerine dayanan daha ilerideki çalışmalar yapılması gerekiyor. İstilacı türler ve kirlilik gibi yarasa dağılımlarını etkileyebilmesi muhtemel diğer değişkenleri araştırmak gerekli.

Hatta biz; ortaya çıkan bulaşıcı hastalıklara yol açan çevresel aksamalarla ilişkili tarihi Küresel İklim Değişikliği olan yerlerin örneklerine sahibiz.

Hawaii Manoa Üniversitesi‘nden Biyocoğrafyacı Camilo Mora’nın açıklaması şöyle: “Gerçek şu ki iklim değişikliği vahşi yaşamdaki patojenlerin insanlara bulaşmasını hızlandırabilir bu yüzden küresel emisyonları azaltmak için acil bir uyandırma çağrısı olmalı.”

Bu riskleri azaltmak için Beyer ve ekibi insan ve vahşi yaşam arasındaki ilişkiyi sınırlandırmak için vahşi yaşamdaki avlanma ve ticaret üzerindeki etkileyici düzenlemeler, çiftlikler, pazarlar ve nakliye araçlarında katı hayvan refahı standartları oluşturmak da dâhil olmak üzere,  önlemleri tanıtmayı önerdiler. Biz bunu yapmak için onların kağıtlarında not ettikleri bu uygulamaları yönlendiren sosyo-ekonomik ihtiyaçları düşünmeliyiz.

Ayrıca iklim değişikliğini azaltmaya yardımcı olabilen bir önlem olan türleri sağlıklı tutmak için doğal habitatları korumamız da çok önemli.

Takım söylüyor ki: “Bizim analizlerimiz tarafından ortaya çıkan olasılıklara bakıldığında küresel sera gazı emisyonları SARS-CoV-1 ve SARS-CoV-2 salgınlarında etken faktör olabilir, biz iklim değişikliğinin belirleyici etkisi azaltmak için çağrıları tekrarlıyoruz.”

 

Kaynak: Here’s How Climate Change May Have Played a Role in The Emergence of COVID-19

Burçin DOĞAN

İlginizi Çekebilir

Cevap yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir