Hindistan’da Covid-19 Varyantları Yayılıyor, İşte Bilim İnsanlarının Şu Ana Kadar Bildikleri

 Hindistan’da Covid-19 Varyantları Yayılıyor, İşte Bilim İnsanlarının Şu Ana Kadar Bildikleri

Hindistandaki enfeksiyon artışı B.1.617 isimli Hindistan varyantıyla ilişkilendiriliyor. Bilim insanları bu varyantın ne kadar tehdit oluşturduğunu belirlemek için acele ediyor.

Bilim insanları, vahşi bir ikinci COVID-19 dalgasının ulusu mahvettiği ve yetkilileri habersiz yakaladığı Hindistan’da dolaşan birkaç koronavirüs varyantını anlamak için çalışıyorlar. Ülke, 9 Mayıs’ta yaklaşık 400.000 yeni vaka kaydetti ve toplam sayı 22 milyondan fazlaydı. Hindistan’da ilk tespit edilen bir varyantın, mevcut varyantlardan daha fazla bulaşıcı olduğuna ve bağışıklıktan biraz daha kolay kurtulabileceğine dair kanıtları artıyor. Hayvan modelleri ayrıca daha ciddi hastalıklara neden olabileceğini dahi ima ediyor. Araştırmacılar, bu varyantın ve diğerlerinin ikinci dalgayı sürükleyip sürüklemediğini ve küresel olarak ne tür bir tehlike oluşturduklarını bilmek istiyorlar.

Sadece birkaç hafta içinde, B.1.617 varyantı Hindistan’da baskın tür haline geldi ve Birleşik Krallık, Fiji ve Singapur dahil olmak üzere yaklaşık 40 ülkeye yayıldı.

 

Büyüyen Bir Problem

İki hafta önce, Hindistan’daki bir dizi dalgalanmanın arkasında birden fazla değişken varmış gibi görünüyordu. Genomik veriler, ilk olarak Birleşik Krallık’ta tanımlanan B.1.1.7’nin Delhi’de ve Pencap eyaletinde baskın olduğunu ve Batı Bengal’de B.1.618 adlı yeni bir varyantın mevcut olduğunu gösterdi. Maharashtra’da ise B.1.617 baskındı. Ancak o zamandan beri B.1.617, Batı Bengal’de B.1.618’i geride bıraktı, birçok eyalette önde gelen varyant haline geldi ve Delhi’de hızla artmaya devam ediyor. Yeni Delhi merkezli Ulusal Hastalık Kontrol Merkezi direktörü Sujeet Singh, 5 Mayıs’ta gazetecilere verdiği demeçte, “Bazı eyaletlerde artış 617’ye bağlanabilir,” dedi.

Bazıları bunun, varyantın yüksek oranda aktarılabilir olduğunu gösterebileceğini söylüyor. Hindistan SARS-CoV bilimsel danışma grubuna başkanlık eden Sonipat’taki Ashoka Üniversitesi’nden virolog Shahid Jameel, “Hindistan’ın çoğunda yaygınlığı diğer varyantlara göre arttı ve bu varyantlara göre daha iyi “uygunluğa” sahip gibi görünüyor,” diyor.

İngiltere, Cambridge Üniversitesi’nden virolog Ravindra Gupta, ‘daha fazla aktarılabilir olma olasılığının yüksek‘ olduğu konusunda hemfikir. Nisanın son haftasında Dünya Sağlık Örgütü (WHO), B.1.617’yi ‘endişenin bir çeşidi’ olarak, 7 Mayıs’ta ise, Birleşik Krallık hükümeti B.1.617.2 alt tipini Birleşik Krallık’ta bir endişe çeşidi olarak ilan etti. Ülkede kaydedilen B.1.617.2 enfeksiyonlarının bir haftada 202’den 520’ye yükseldiğini ortaya çıkardı.

Endişe uyandıran diğer çeşitli değişkenlerin küresel olarak önemli bir etkisi oldu. Örneğin 2020’nin sonlarında Güney Afrika’da tespit edilen B.1.351’in Oxford Üniversitesi’nde geliştirilen AstraZeneca’ya karşı dirençli olduğunu öne süren çalışmalardan dolayı, ulusun aşılamayı askıya almasına yol açtı. Benzer şekilde, bazı bağışıklıklardan kurtulabilen P.1 varyantı, bu yılın başlarında Brezilya’da büyük bir ikinci dalgaya sebep oldu. Ve son derece bulaşıcı olan B.1.1.7 türü de Birleşik Krallık’ta 2020’nin sonlarında ortaya çıkıp, başka yerlere de sıçrayarak vakalarda artışa neden oldu.

 

 

Ortaya Çıkan Tablo

B.1.617 varyantı Hindistan’da halihazırda var olan var olan varyantlardan daha üstün gibi görünüyor. Hintli bilim insanları ilk olarak Ekim ayında birkaç örnekte B.1.617’yi tespit etti. INSACOG, artan sayıda varyantlara yanıt olarak Ocak ayı sonlarında gözetimi artırdı ve bilim insanları, Maharashtra’da B.1.617’nin yükselişte olduğunu fark ettiler. Pune’daki Ulusal Viroloji Enstitüsü’nün (NIV) yöneticisi Priya Abraham, Şubat ortasına kadar oradaki vakaların %60’ını oluşturduğunu söylüyor. O zamandan beri birden fazla alt soy ortaya çıktı.

NIV bilim insanları, 3 Mayıs’ta bir ön baskı olarak yayınlanan B.1.617’nin ayrıntılı bir genomik ve yapısal analizinde, virüsün hücrelere girişini sağlayan proteininde sekiz mutasyon tespit etti. Bunlardan ikisi, diğer ilgi türlerinin daha bulaşıcı hale gelmesine izin veren mutasyonlara, üçüncüsü ise P.1’in kısmen bağışıklıktan kurtulmasına neden olacak bir mutasyona benziyor. Genomik çalışması, günler sonra Almanya’daki bir ekipten alınan bir ön baskı ile yedeklendi; bu, B.1.617’nin laboratuvarda insan bağırsağına ve akciğer hücrelerine girmede önceki bir varyanttan daha başarılı olduğunu gösteriyor.

Göttingen’deki Leibniz Primat Araştırma Enstitüsü’nde bir enfeksiyon biyoloğu olan baş yazar Markus Hoffman, bu “küçük” avantajın gerçek dünyada daha fazla yayılmaya yol açıp açmayacağının belirsiz olduğunu söylüyor. Hayvanlarda yapılan küçük çalışmalar, varyantın daha ciddi hastalığa neden olabileceğini düşündürmekte. 5 Mayıs tarihli bir ön baskıda, NIV’deki virolog Pragya Yadav liderliğindeki bir ekip, B.1.617 ile enfekte olan hamsterlerin akciğerlerinde diğer varyantlarla enfekte hayvanlardan daha fazla iltihap olduğunu buldu.

 

 

Hastalığa Sebep Olan Potansiyel

Gupta, bu araştırmanın B.1.617’nin hastalığa neden olma potansiyeline sahip olduğunu gösterdiğini söylüyor. Ancak, “hamsterlerden insanlara ekstrapole etmenin zor olduğu” konusunda uyarıyor ve insanlarda hastalık şiddeti ile ilgili verilere ihtiyaç olduğunu söylüyor. Gupta’nın kendi laboratuvarından yapılan araştırma, antikorların varyanta karşı diğerlerine göre biraz daha az etkili olduğunu öne sürüyor. Ekip, bir doz Pfizer aşısı almış olan dokuz kişiden kan serumu topladı ve B.1.617’deki mutasyonlarla SARS-CoV-2 spike proteinini içerecek şekilde modifiye edilmiş zararsız bir taşıyıcı virüse karşı test etti. Aşılanmış kişilerden alınan serum tipik olarak virüsü bloke edebilen veya nötralize edebilen ve hücrelerin enfekte olmasını önleyebilen antikorlar içeriyordu.

Gupta’nın ekibi, aşılanmış bireyler tarafından üretilen nötralize edici antikorların B.1.617’deki bazı mutasyonlara karşı yaklaşık %80 daha az etkili olduğunu keşfetti, ancak bunun aşılamayı etkisiz hale getirmeyeceğini söylüyor. Araştırmacılar ayrıca Delhi’de Oxford-AstraZeneca aşısının Hint versiyonu olan Covishield ile aşılanan bazı sağlık çalışanlarının yeniden enfekte olduğunu ve çoğu vakanın B.1.617’ye bağlı olduğunu buldular.

Benzer şekilde, Alman ekibi daha önce SARS-CoV-2 ile enfekte olmuş 15 kişiden 2 serumu test etti ve antikorlarının B.1.617’yi daha önce dolaşan alttürlerinden yaklaşık %50 daha az etkili bir şekilde nötralize ettiğini buldu. İki kez Pfizer aşısı yaptıran katılımcılardan alınan serumu test ettiklerinde, antikorların B.1.617’ye karşı yaklaşık %67 daha az etkili olduğunu buldular.

Yadav’ın ekibinden Hindistanlı Bharat Biotech firması tarafından Hyderabad’da yapılan Covaxin aşısını test eden ve Covishield üzerinde henüz yayınlanmamış bir çalışma gibi diğer küçük çalışmalar, aşıların çalışmaya devam ettiğini gösterdi. Ancak Yadav, Covaxin aşısının oluşturduğu nötralize edici antikorların etkinliğinde küçük düşüşler gözlemledi.

Hoffman, B.1.617 varyantının, özellikle önceki enfeksiyon veya aşılamadan bir süre sonra bağışıklığı azalan kişilerde, virüsün daha önce dolaşan versiyonlarına göre bir avantaja sahip gibi göründüğünü söylüyor.

Ancak Gupta, bu laboratuvar çalışmalarının hepsinin küçük gruplar içerdiğine ve diğer endişe edici varyantlarında görülenlere kıyasla antikor etkinliğinde daha küçük düşüşler gösterdiğine dikkat çekiyor.

Bilim insanları ayrıca, serumdaki deneylerin, bir varyantın gerçek dünyadaki bir aşıdan bağışıklık kazanıp kurtulamayacağı konusunda her zaman iyi bir rehber olmadığı konusunda uyarıyorlar. Aşılar, büyük miktarlarda antikor üretimine neden olabilir, bu nedenle tablodaki bir düşüş önemli olmayabilir. Ayrıca, bağışıklık sisteminin T hücreleri gibi diğer kısımları da etkilenmeyebilir.

Örneğin, B.1.351 varyantı, nötralize edici antikorların potensinde (bir ilacın maksimum etkisinin %50’sini oluşturması için gerekli doz veya konsantrasyon) çok daha dik düşüşlere bağlanmıştır, ancak insanlarda yapılan çalışmalar birçok aşının, özellikle şiddetli hastalığı önlemede, bu varyanta karşı oldukça etkili olduğunu göstermektedir. Bu nedenlerden dolayı aşılar muhtemelen B.1.617’ye karşı etkili olmaya devam edecek ve hastalığı sınırlayacaktır. Yadav, “Aşı hala çalışıyor,” diyor. “Aşı olursanız korunursunuz ve şiddeti daha az olur.”

Hindistan’daki vakalardaki artış ve orada tanık olunan sahneler uluslararası alanda ciddi endişe yaratıyor. Bununla birlikte Birleşik Krallık’taki Birmingham Üniversitesi’nde mikrobiyal genomikçi ve biyoinformatikçi olan Nick Loman, Birleşik Krallık’ın B.1.617.2’yi endişe verici bir değişken olarak ilan etmesinden sonra Londra’daki Bilim Medya Merkezi’ne, “Bu varyant şimdi dikkatlice izlenecek bir varyant olacak,” dedi.

 

 

Kaynaklar:

Gökçe Deniz Karadaş

İlginizi Çekebilir

Cevap yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir