Gezegenimizin Ömrünü Uzatmak Temiz Enerji ile Mümkün!

 Gezegenimizin Ömrünü Uzatmak Temiz Enerji ile Mümkün!

“Son ırmak kuruduğunda, son ağaç kesildiğinde, son balık avlandığında; beyaz adam, paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacak.”

Bu sözler anonim olsa bile, çok önemli bir gerçeği ifade ediyor: Parasal büyümenin sürdürülemez olduğu ve doğadaki her şeyden son bir tane kalana dek beklenemeyeceği… Ekonomik büyümenin iklim değişikliği üzerindeki etkisi kontrol altında tutulmazsa gelecekte iklimlerde ve yaşam şartlarında oluşabilecek sert değişiklikler kaçınılmaz bir gerçektir. Bunun sonucu olarak; küresel ısınmayı, tarım ürünlerindeki hasatı, sağlığımızı, enerji ihtiyacını ve daha birçok şeyi negatif yönde etkileyecektir.

NASA iklim değişimine ilişkin verilerine göre;

  • Gezegenimizin yüzey sıcaklığı 0,9 °C artmıştır.
  • Okyanusların sıcaklığı da yüzeyden 700 metre derinliğe kadar 0,2 °C artmıştır.
  • Grönland’da her yıl ortalama 281 milyar ton, Antarktika’da ise buzul kaybı 10 yılda 3 kat artmıştır.
  • Alp Dağları, Himalayalar, And Dağları, Rock Dağları dahil olmak üzere Alaska, Afrika ve Dünya’nın birçok yerinde dağların ve zirvelerin buzulları büyük ölçüde erimiştir.
  • Küresel deniz seviyesi ise 20. yy. dan bu yana, 20 cm’lik yükselme gerçekleşmiştir.
  • Sanayi Devrimi’nden bu güne kadar okyanusların asitlenme seviyesi %30 artmıştır.

Bu artışların sebebi; insanlar tarafından atmosfere daha fazla karbon salınımı olmasıdır. Küresel ısınmaya neden olan sera gazı emisyonu, enerji, endüstri ve tarım faaliyetlerinden kaynaklanan bu salınımlar; karbondioksit (CO2), metan (CH4) , nitröz oksit (N2O), hidroflorokarbonlar (HFCs)  ve kükürt hekzaflorür (SF6) gazlarıdır.

Her geçen yıl daha fazla sera gazı salımına neden olan ülkeler, çoğunlukla gelişmiş ülkelerdir. Buna rağmen küresel ısınmadan gelişmekte olan ve ya az gelişmiş ülkeler daha fazla etkilenmektedir.

Yaşam alanımızı olumsuz yönde etkileyen en büyük etken; fosil yakıt ağırlıklı enerji sistemimizin, doğanın kaldırma kapasitesinin üzerinde sera gazı üretiyor olmasıdır. Bu olumsuzluğu minimuma indirmek için “Düşük Karbon Emisyonlu Enerji” ya da kısaca “Temiz Enerji”, artık birçok bulguyla test edilmiş ve geçerliliği kanıtlanmıştır. Doğal gaz, kömür ve petrol gibi diğer fosil yakıtlara göre hem daha düşük zararlı gaz atığına sahip hem de fiyatına göre daha verimli olmakta ve önemli ölçüde kullanım kolaylığı sağlamaktadır.

Karbon Emisyon Yönetimi Aşamaları

  • İklim değişikliğine neden olan ve Kyoto Protokolü tarafından gazların (CO2, CH4, N2O, SF6, HFCs ve Sera ) çizelgelenmesi,
  • Bu gazların emisyonun azaltıcı stratejiler geliştirilmesi,
  • İklim değişikliği ile ilgili uluslararası düzenlenmeden kaynaklanan kurumsal risk ve fırsatların belirlenmesi ve yönetilmesi,
  • Düşük karbon ekonomisine geçiş süreci için kurum ve ürün bazında stratejilerin belirlenmesi,
  • Riskler için adaptasyon stratejilerinin geliştirilmesi,
  • İklim değişikliği stratejilerinin Kurumsal Sosyal Sorumluluk ve Sürdürülebilirlik kavramlarına dâhil edilmesi.

Ayrıca bizlerin de gezegenimizde daha sağlıklı ve uzun yaşamamız için elimizden geldiği kadar; fosil yakıtların, havaya karışan zehirli gazların oluşuna sebep olan icraatlerimizin, karbon oranı fazla olan ürünlerin kullanımını minimuma indirip yerine yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımını arttırmamız gerekmektedir. Bunun yanı sıra karbon oranı düşük reaktantlar tercih edilmelidir. Böylece yaşadığımız gezegeni daha yaşanabilir hale getirip ömrünü uzatabiliriz.

Kaynaklar:

 

İrem Bayram

Hacettepe Üniversitesi Kimya Bölümü mezunuyum. Ankara'da yaşıyorum. Araştırıp, öğrenip, paylaşmaktan keyif alıyorum. Mail: irembayram40@gmail.com

İlginizi Çekebilir

1 Yorum

  • Dünya nereye gidiyor?
    Harika bir yazı, günümüz yaşam şartlarında insanların daha bilinçlenmesi ve kullanım fayda -zararlarına göre tercihler, üretimler şart.
    Teşekkür ederiz bilgilendirme için.

Cevap yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir