COVID-19 Mutasyonları Ve Aşılar

 COVID-19 Mutasyonları Ve Aşılar

COVID-19 virüs yapısı

Afrika, Brezilya ve Birleşik Krallık’ta gözlemlenen yeni korona virüs varyantları tüm dünyada büyük bir endişe yaratırken, bilim insanları aşıların mutasyonlar üzerinde etkisini ve oluşan yeni mutasyonların yeni özelliklerini üzerinde çalışmaya hızla devam ediyor. Son olarak Güney Afrika’daki anormal hızla artan sayılardan şüphelenen bilim insanları, bölgedeki virüs varyantını incelediklerinde normal COVID-19 virüsünden çok daha kolay ve güçlü bir şekilde insan hücreleriyle bağlantı kurduğunu fark ettiler. Bunun sebebinin ise virüsün spike proteinindeki değişim olduğu ortaya çıktı. Peki spike proteini nedir? Ve Bu proteindeki mutasyon neden bulaşma hızını arttırdı? Bu sorulara da kısaca yanıt verelim. Spike proteini büyük tip 1 transmembran proteinidir. Yani bu protein virüsün kılıfında bulunan ve dış dünya ile olan bağlantısını sağlayan yapılardan biri. Bu sebeple spike proteinin yapısında oluşan herhangi bir değişiklik virüsün dağılım hızını doğrudan etkilemekte. Buna ek olarak bu mutasyonun bize yarattığı tek sorun daha kolay bulaşıcı olması değil aynı zamanda bağışıklık hücreleri olan antikorlardan daha hızlı bir şekilde kaçması.

Bu virüsün şu an bildiğimiz varyantlarına ve bunların çıkış noktalarının sebeplerine bir göz atalım.

  • B.1.1.7 kodlu ilk defa Birleşik Krallık’ da görülen mutasyon
  • B1.351 ve N501Y kodlarıyla ilk defa Güney Afrika’da görülen mutasyon
  • P.1 kodlu İlk defa Brezilya’da görülen mutasyon

Bu mutasyonların ortak noktası yayılma hızını ve kolaylığını arttırırken mutasyon geçirdikleri noktalar da benzerlik göstermektedir.

Bilim insanları bu mutasyonların ortaya çıkış noktalarında iki büyük ihtimal olduğunu belirtiyor. Sundukları birinci ihtimal, bağışıklıkları zayıf insanların vücudunda bağışıklık sistemine aylarca karşı koyan virüslerin antikorlardan nasıl kaçabileceğini öğrenmesi. İkinci sebep ise varyantların ortaya çıktığı Londra gibi şehirlerde yaşanan çok büyük dalgalar. Bunun temel sebebi ise pandemi başında enfekte olmuş ve antikorlara sahip insanların sene sonuna doğru azalan antikorlar nedeniyle, bağışıklık yanıtlarından geriye kalanlara direnebilecek virüs varyant oluşumu yani aslında virüslerin insan vücudunda geliştirdiği bir teknik. Bilim insanları daha birçok saptanmamış varyant olduğunu düşünüyor ve bu keşfedilen varyantlarının dünyanın çoktan birçok yerinde pandemi dalgalarına sebep olacağını ön görüyorlar. Açıkcası oldukça da haklılar. Afrika’da ortaya çıkan ve N501Y koduyla adlandırılan varyant şimdiden 41 farklı ülkede gözlemlendi bile. Washington üniversitesinde viral genomlar üzerinde çalışmalar yapan Tulio de Oliveira eğer virüslerin kitlesel olarak ulaşımı ve bulaşımı neredeyse sıfıra indirmezsek virüsün insan aklını alt etmeye devam edeceğini belirtti. Birleşik krallıkta keşfedilen B.1.1.7 olarak adlandırılan mutasyonlu vakaların çoktan normal COVID-19 vakalarını geride bıraktığı gözlemlenmiş. Sayısal değer olarak ise tam olarak %50 daha hızlı bulaştığını ve %30 daha ölümcül olduğunu söyleyebiliriz.

 

Peki bizim aşılarımızın mutasyonlar karşısında tamamen etkisiz mi?

Aslında aşılarımız bu konuda tamamen savunmasız değiller ve bu yeni mutasyonlar karşısında kesinlikle tamamen savunmasız kalma imkanı pek de yok ancak aşılar temel varyanttaki COVID-19 a göre üretildiği için doğal olarak yüzdesel etkisinin düşeceği ön görülmekle birlikte sadece laboratuvar testleriyle birlikte bu konuda kesin bir kanıya ulaşamayacağımız bariz. Tabi bu konuda cevaplanması gereken birçok soru var çünkü bilindiği üzere her şirketin ürettiği aşının etkisi bir olmamakla beraber mutasyona karşı etkinliklerini ne kadar koruyabilecekleri de değişkenlik gösterebilir. Pfizer ve Oxford- AstraZeneca aşılarını yeni mutasyonlara göre adapte edip etmeyecekleri konusunda araştırma başlattıklarını açıklarken Moderna, yetkililerden onay gelir gelmez aşılarının modifiye edilmiş ve B.1.351 (İngiltere) varyantını hedef alan aşısının denemelerine başlayacağını açıkladı. Johnson & Johnson ise Amerika’da başarı oranını %72 olarak açıkladığı aşının Latin Amerika’ da %66 ‘ya Güney Afrika’da %57’ ye düştüğünü açıkladı. Aslında bu yüzdelikler diğer aşıların da mutasyonlar karşısında olacak olan etkinliği konusunda bize bir fikir verebilir.
Lehimize olan bir diğer konu ise daha önce COVID-19 enfekte olan insanların COVID-19 mutasyonunun enfekte olamama ihtimali. Bunu destekleyen en önemli nokta ise vücudumuzda B ve T olmak üzere iki bağışıklık mekanizması olması. B hücreleri antikor üretirken, T hücreleri fiziksel etkinlikle birlikte bulduğu yabancı cismi içine alarak öldürmekte. Buna ek olarak eğer doğal bağışıklık gerçekten devam ederse, o zaman aşıdan kazanılan bağışıklık da doğal bağışıklığı destekleyerek geçerlilik ihtimalini arttırarak bu savaşta büyük destekçilerimizden biri olacak gibi gözüküyor. Ancak maalesef bu durumu kanıtlayacak kadar elimizde veri olmadığından dolayı bilim insanları toplu bağışıklık durumuna şüpheyle yaklaşmakta. Ancak en emin olduğumuz şey virüslerin evrim geçirmeye devam edeceği ve bu değişim devam ederken insanlığın bu duruma ayak uydurması şart.

Bilimin ışığıyla birlikte insanlığın ayakta kalması için mücadelemiz sürerken bütün bu gelişmeleri yakından heyecanla takip etmeye devam edeceğiz.

 

 

Kaynaklar:

Çağrı Kantarcı

İlginizi Çekebilir

Cevap yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir