Covid-19 Hayvanların Yaşamında Neyi Temsil Ediyor?

 Covid-19 Hayvanların Yaşamında Neyi Temsil Ediyor?

Bugün tüm dünyayı etkisi altına alan korona virüs sadece bizim yaşamımızı etkilemekle kalmayıp, dünyayı beraber paylaştığımız hayvan dostlarımızı da etkiliyor. Hayvanlardan insanlara geçmediğini düşündüğümüz virüs sebebiyle bugün birçok hayvan ölüme terk ediliyor. Bu hayvan türlerinden bir tanesi de Danimarka’da yaşamını sürdüren vizonlar. Danimarka’da çiftliklerde yaşayan hayvanlarda korona virüsün insanlara bulaşan, mutasyon geçirmiş bir tür olan “Cluster-5 virüs”üne dönüşmesiyle milyonlarca vizonun öldürülmesi kararlaştırıldı. Çünkü mutasyon geçiren virüs, aşı uygulamalarının etkinliği için tehlike arz etmekte. Virüsün mutantının vizonlarda görülmesiyle birlikte Kuzey Danimarka’da 13 kişiye bu virüs bulaştı. Bilim İnsanları ise virüsün türler arası geçiş yaparken kürk çiftliği işçilerinden vizonlara geçtiğini tahmin ediyorlar. Sadece Danimarka’da da değil, beş ülkede daha çiftliklerdeki vizonlarda virüsün yeni türüne rastlandı. Dünya Sağlık Örgütü’nün [WHO] açıkladığı ülkeler olan ABD, Hollanda, İsveç, İspanya ve İtalya’daki vizonlarda yeni tür virüs görülürken klinik görünümü, ağırlığı ve bulaşıcılığı yönüyle bu virüsün Covid-19’la benzerlik gösterdiğini bilim insanları açıklıyor. Eminim çoğumuz Covid-19’un bir yarasadan biz insanlara geçtiğinin düşünülmesiyle hayvanlar hakkında tedirginlik yaşadık. Evcil hayvanlarımız bize virüsü bulaştırır mı veya biz canlı dostlarımıza virüsü bulaştırır mıyız? Yukarıda da bahsettiğimiz gibi yaklaşık 1- 1,5 ay önce vizonlarda görülen hayvanların insanlara bulaştırma riski bilim insanlarının öngörüleriyle insanlardan vizonlara bulaşmış sonrasında da vizonlardan insanlara geçmiş korona virüs türünün var olduğunu bizlere gösterdi. Peki, hayvanlarla insanlar arasında virüs geçişi mümkün mü?

Bizler bugüne kadar birçok hastalığın hayvanlarla ilişkilendirildiğini duyduk ve gördük. Kuş gribine yakalananlar, domuz gribi olanlar… Hatta korona virüsün de bir yarasadan tüm dünyaya yayıldığının belirtildiğini hepimiz biliyoruz. 2019’un Aralık ayında ilk kez Çin’de ortaya çıkan virüsün birçok benzer patojen gibi hayvanlardan insanlara geçtiği düşünülse de henüz doğrulanmış bir bilgi hala mevcut değil. İngiltere’deki Reading Üniversitesi’nde Viroloji  profesörü olan Ian Jones korona virüsün at nalı yarasaları olarak bilinen bir türde rastlanmış bir virüsle benzerlik gösterdiğini belirtmiş ve virüsün bir yarasadan yayıldığı konusunun net bir adım olmadığını da eklemiş. Sonuç olarak bilim insanları korona virüsün hayvansal kökenli bir hastalık olduğu ve bir hayvandan yayıldığı konusunda hemfikir fakat  Covid-19’un arkasındaki hayvan henüz bilinmiyor. Baltimore‘daki Johns Hopkins Üniversitesi Tıp Fakültesi‘nde hücre biyolojisi profesörü Carolyn Machamer de en yakın yarasa virüsünün insanları enfekte edemediğini bu yüzden hayvanlardan insanlara geçiş sırasında bazı ara hayvanların olabileceğini belirtiyor.

Geldiğimiz bu noktada hayvanları enfekte eden bazı korona virüs türleri insanlara bulaşıp insanlar arasında yayılabilir fakat bu nadir görülen bir durum. Hatta bildirilen ilk enfeksiyonlar canlı hayvan pazarıyla bağlantılıydı fakat virüsün yayılmasında hayvanların önemli bir rolü olup olmadığı hakkında önemli bir kanıt yok. Bugüne kadarki edinilen bilgilere göre Covid-19’u hayvanların insanlara bulaştırma riskinin oldukça düşük olduğu düşünülüyor. Bu nedenle farklı hayvanların virüse nasıl yakalandığını anlamamız için daha fazla çalışma gerekli. Bunun yanı sıra bazı durumlarda virüsün insanlardan hayvanlara geçtiğini gördük, özellikle bir hayvan Covid-19’lu biriyle yakın etkileşimde bulunduktan sonra.

Biz kedi, köpek ve diğer memeli hayvanların SARS-CoV-2’ye yakalandığını biliyoruz fakat diğer hayvanların enfekte olup olmadığını henüz bilmiyoruz. Hatta evcil kedi ve köpeklerin küçük oranının virüse yakalandıklarının rapor edildiğini ve virüse yakalan hayvanlar virüslü bir bireyle etkileşim halinde olduktan sonra testleri pozitif çıkmıştır. Bu gibi vakalardan sonra bilim insanları, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü (DHSÖ) hayvanların kendilerinin hastalığı taşımadığını, sadece testten hemen önce SARS-CoV-2 enfeksiyonu taşıyan insanlarla temas kurmaları yoluyla hayvanların üstünde virüsün toplandığı konusunda hemfikir. New York’taki birkaç aslan ve kaplan, Güney Afrika’daki puma, Kentucky Hayvanat bahçesindeki kar leoparları solunum rahatsızlığı çektiklerinde yapılan Covid-19 testlerinin sonuçları pozitif çıkmış ve hayvanat bahçesi çalışanları tarafından hayvanlara virüs geçtiğinden de şüphelenilmiştir. Sonuç olarak bizler hayvanlara virüs bulaştırdıktan sonra virüs bulaşan hayvanlarında bizlere virüsü bulaştırdığını söyleyebiliriz. Bu durumda virüsün yayılmasındaki ve hayvanların yaşamlarını kötü şekilde etkileyenler de yine biz insanlarız. Dünyayı beraber paylaştığımız canlı dostlarımızda en az bizler kadar virüsten etkilenmekteler hatta bizler virüsü atlatabilme şansına sahipken, virüse yakalan hayvanların topluca öldürüldüğüne şahit oluyoruz tıpkı Danimarka, Hollanda ve diğer ülkelerdeki vizonlarda gördüğümüz gibi.

Birçok ülkede vizonların virüsü yaymasından dolayı ölüme terk edildiklerinden bahsetmiştik. Virüsün ilk önce çalışanlara bulaşıp çalışanlardan da vizonlara bulaşmasıyla virüs yayılması hızlandı. Bulaşıcılık sadece insanlar ve vizonlar arasında da değildi ki vizonlardan da çiftlikteki diğer hayvanlara (köpek, kedi) bulaştığı görüldü. Hayvanların Covid-19’u bulaştırmada önemli bir rolleri olduğu hakkında bir kanıtın olmadığı belirtilmişti fakat Danimarka’dan ve Hollanda’dan gelen vizon çiftliklerindeki duruma bakılırsa SARS-CoV-2‘nin vizondan insanlara yayılma olasılığının olduğu görülmektedir.

 

Son deneysel araştırmalar da kedilerin, köpeklerin, gelinciklerin, meyve yarasalarının, hamsterlerin ve ağaç böceklerinin virüs ile enfekte olabileceğini bizlere göstermektedir. Aynı zamanda bizler nasıl kendi türümüz arasında virüsün yayılmasına sebep oluyorsak virüse yakalan hayvanlardan kendi türünden hayvanlara virüsü bulaştırabiliyor. Fakat her hayvan için bunu söyleyemiyoruz örneğin laboratuvar ortamında yapılan çalışmalarda farelerin, domuzların, tavukların ve ördeklerin virüsle enfekte olmadıkları görülmüştür. Bu sonuçlara dayanarak Covid-19’un farklı hayvanları nasıl enfekte ettiğini anlayabilmemiz için daha fazla araştırmaya gereksinim duyulmakta. CDC, USDA, devlet halk sağlığı ve hayvan sağlığı yetkilileri ve akademik ortaklar evcil hayvanların virüse karşı antikor üretip üretemediğini ve virüsün hayvanların yaşamındaki önemini araştırıyorlar. Umarız en kısa sürede hayvanların yaşantısındaki virüsün konumunu çözümleyebiliriz.

 

Kaynaklar:

Burçin DOĞAN

İlginizi Çekebilir

Cevap yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir